Sihir ve büyü tartışması bir Kur’an sohbetinde aldatıcı sunum ile ilahi mucizeyi ayırmak üzere ele alındı. Sihir kelimesi gerçekliği gizleyen renk ve algı yanılsamasına dayandırıldı. Çocuklukta yerleşen korku anlatıları yetişkini tılsım ve lanet arayışına sürükleyebiliyor. Define ve gizemli olay talepleri aynı korku hattından besleniyor. Konuşmanın özü fizik kimya ve biyoloji kurallarına aykırı uygulamanın mümkün olmadığıdır.
Bu algı yanılsaması masal büyüsü ile peygamber mucizesini aynı sepete koymayı reddeder. Mucize peygambere keramet salih kişiye sihir ise günahkâra yakıştırılan halk dilidir. Halk dili evrendeki sünnetullahı askıya alamaz. Askıya alınamayan düzen ateşin yakması suyun boğması gibi işler. İlk bölümün ardından tanım çeşitleri tarihî örnekler sözleşme yorumu ve doğa yasası ele alınacaktır.
Sihir kelimesi hangi algı oyununu anlatır?
Köken anlatısında sihir gırtlak ve serap benzeri yanılsamaya bağlanır. Bağlanan anlam yara izinin ne siyah ne beyaz görünmesi gibi ara rengi çağırır. Çağrılan ara renk şafak vakti karanlık mı aydınlık mı sorusunu doğurur. Doğan soru gerçeği gizleyen sunumu tarif eder. Tarif edilen sunum Sihir ve büyü tartışmasının ilk halkasıdır. İlk halka cin ve kâğıt değil göz ve sözdür. Söz olan hile aklı bağlar.
Sofistik aldatma kelime oyunu ve ikna sanatıdır. Sanat tarihsel retorik eğitimine yaslanır. Yaslanan eğitim davacı örneğinde 99 koyuna karşı bir koyunu sözle yutar. Yutulan koyun bugünün boş vaadine benzer. Benzeyen vaat binlerce zarara yol açabilir. Açılan zarar göz boyamadan önce dilde başlar. Başlayan dil mahkemeyi ve piyasayı kirletir.
El çabukluğu sahne illüzyonudur. İllüzyon gözün elden yavaş kalmasına dayanır. Dayanan hile tavşanı şapkadan çıkarmak gibi gösteridir. Gösteri açıklanınca büyüsü iner. İnen büyü çocuk korkusunu da söndürmelidir. Söndürülmeyen korku tılsım piyasasını şişirir. Şişen piyasa Sihir ve büyü tartışmasını ticaret yapar.
Okul ve ev anlatısı olağanüstü olayı üç rafta dizer. Peygamberde mucize salihde keramet günahkârda büyü denir. Denilen ayrım halkı rahatlatır. Rahatlayan halk doğa yasasını unutabilir. Unutulan yasa her kazayı lanet saydırır. Saydırılan lanet tedavi ve emeği geciktirir. Geciken emek mağduru ikinci kez vurur.
Define arayıcısının gizemli olay talebi aynı yanılsamayı büyütür. Büyüyen talep toprağı büyü sahnesi yapar. Yapılan sahne kazayı cin işi okutur. Okutulan iş güvenlik önlemini savsaklar. Savsaklanan önlem kazayı çoğaltır. Çoğalan kaza efsaneyi besler. Beslenen efsane gerçeği örter.
Tarihî örnekler aldatmayı nasıl teşhir eder?
Firavun’un sihirbazları açık münazarada Musa’nın karşısına çıkar. Çıkan ekip aklı başında ve hünerli anlatılır. Anlatılan hüner ipi yılan gibi göstermektir. Gösterilen hüner vahiy karşısında teslim olur. Teslim olan ekip tehdide rağmen inanır. İnanan akıl sözlü hilenin sınırını görür. Görülen sınır bugünün ikna endüstrisine ders verir.
Harut ve Marut anlatısı Babil bağlamında okunur. Okunan metin aile bağını koruma ile bağlanır. Bağlanan okuma şeytanî yayılımı aile sözleşmesini bozmaya indirger. İndirgenen anlam kâğıt ve cin katalogunu dışlar. Dışlanan katalog Sihir ve büyü tartışmasını evlilik ve ticaret hukukuna taşır. Taşınan hukuk tek taraflı bozmayı merkeze alır. Alınan merkez düğüm efsanesini çözer.
Felak suresindeki üfürenler halk arasında ipe düğüm bağlamak diye bilinir. Bilinen pratik sohbette nefs ve sözleşme bozma diye çevrilir. Çevrilen anlam evlilik iş ve barış antlaşmasını tek yanlı çiğnemektir. Çiğnenen antlaşma insan gücünün yetmediği zulmü doğurur. Doğan zulümden sığınma dilenir. Dilenen sığınma tılsım değil adalettir.
Peygambere sihirbaz denmesi neden tekrarlanır?
Musa’ya ve son peygambere üstün bilgi yüzünden sihirbaz dendiği ayetlerde durur. Duran itham alışılmadık sözü büyü saymaktır. Sayılan itham vahyi küçültmek ister. İsteyen itham teslim olan sihirbaz örneğiyle çürür. Çürüyen itham Sihir ve büyü tartışmasını bilgi korkusuna bağlar. Bağlanan korku yeniliği lanetler. Lanetlenen yenilik toplumu geri bırakır.
Mitolojik büyücü uçmak şekil değiştirmek geleceği kazandan okumak gibi sahneler üretir. Üretilen sahne peri masalıdır. Masal olan sahne fizik dersine karşı duramaz. Duramayan masal çocuğu eğlendirir yetişkini yanıltır. Yanıltılan yetişkin tılsıma para verir. Verilen para emeği ve hekimi baypas eder. Edilen baypas mağduriyeti büyütür.
Sofist bugün stüdyoda ve kürsüde durur. Duran sofist kelimeyle 99’u bir yapar. Yapılan işlem koyun örneğinin modernidir. Modern hile seçmeni ve tüketiciyi bağlar. Bağlanan akıl sözleşme bozmayı fark etmez. Fark edilmeyen bozma hak kaybı doğurur. Doğan kayıp büyü sanılır.
Vahyin kalbe yerleşmesi peygamberin servet ve ömür adamasına bağlanır. Bağlanan adanış gösteri sihrinden ayrıdır. Ayrı olan adanış sünnetullaha aykırı numara istemez. İstemeyen numara ateşi gül bahçesi yapmayı vaat etmez. Vaat etmeyen dil dürüsttür. Dürüst dil algı yanılsamasını teşhir eder. Teşhir edilen yanılsama korkuyu söndürür.
Göz boyama sahnesi açıklanınca hayranlık iner. İnen hayranlık hileyi eğlenceye çevirir. Çevrilen eğlence haram katalogunu şişirmez. Şişmeyen katalog çocuğu korur. Korunan çocuk lanet korkusuyla büyümez. Büyümeyen korku Sihir ve büyü tartışmasını sakinleştirir. Sakinleşen tartışma aklı işe yarar.
Tılsım videosu talebi sohbetin kıvılcımıdır. Kıvılcım olan talep net cevap ister. İstenen cevap büyü mü lanet mi diye ikili durur. Duran ikili evren yasasını unutur. Unutulan yasa her tesadüfü işaret saydırır. Saydırılan işaret kaderi pazara çevirir. Çevrilen pazar mağduru soyabilir.
Doğa yasası neden sihir iddiasını durdurur?
Sünnetullah ateşin yakması suyun boğması gibi işler. İşleyen düzen mucizeyi Allah’a bırakır. Bırakılan mucize kula sihir yetkisi vermez. Vermeyen yetki fizik dışı uygulamayı imkânsız sayar. Sayılan imkânsız Sihir ve büyü tartışmasının son cümlesidir. Son cümle korku piyasasını keser. Kesilen piyasa hekimi ve hâkimi öne alır.
Kimya ve biyoloji aynı sınırı çizer. Çizilen sınır ölümsüzlük iksiri ve görünmezlik pelerinini masala iter. İtilen masal sinemada kalmalıdır. Kalan sinema hayatı yönetmemelidir. Yönetilmeyen hayat emek ve sözleşmeyle yürür. Yürüyen hayat düğüme üflemek yerine noter ister. İstenen noter hakkı korur.
Toplumsal zarar korku ile aldanmanın toplamıdır. Toplam olan zarar evliliği ve ticareti bozar. Bozulan bağ adalet arar. Aranan adalet tılsımda değil kanundadır. Kanundaki yer sözlü hileyi de cezalandırır. Cezalandırılan hile sofisti sınırlar. Sınırlanan sofist koyunu yutamaz.
Okuyucu bu ayrımı günlük hayatta nasıl kullanır?
İlk tedbir olağanüstü iddiayı doğa yasasına vurmaktır. Vurulmayan iddia korku üretir. Üretilen korku cüzdanı açtırır. Açılan cüzdan tedaviyi geciktirir. Geciken tedavi hastalığı büyütür. Büyüyen hastalık efsaneyi haklı çıkarır gibi durur. Duran duruş yanılsamadır.
İkinci tedbir sözleşmeyi tek yanlı bozan dili fark etmektir. Fark edilen dil evlilik ve işte zarar doğurur. Doğan zarar büyü sanılır. Sanılan büyü hâkimi unutturur. Unutulan hâkim mağduru yalnız bırakır. Yalnız kalan mağdur tılsıma döner. Dönen döngü kırılmalıdır.
Üçüncü tedbir çocuğa sahne sihrini eğlence diye anlatmaktır. Anlatılan eğlence korkuyu söndürür. Sönen korku lanet kataloğunu küçültür. Küçülen katalog okulu ve evi rahatlatır. Rahatlayan ev emeği yüceltir. Yüceltilen emek mucize bekleyişini sakinleştirir. Sakinleşen bekleyiş aklı işe yarar.
Son söz olarak Sihir ve büyü tartışması kâğıt yakmak değil gerçeği gizleyen sunumu adlandırmaktır. Adlandırılan sunum sözde eldedir ve sahnededir. Sahnedeki hile açıklanınca iner. İnen hile evren düzenini değiştirmez. Değişmeyen düzen korkuyu küçültür. Küçülen korku insanı hekime hâkime ve emeğe döndürür. Dönen insan masalı masalda bırakır.
